
Önerme: Türban her zaman vardı.
Çürütme: Türban ne Türkiye kurulduğunda ne de öncesinde vardı. 1965 yılında, bugün dış işleri bakanımız olan Ali Babacanın halası 1938 doğumlu Şule Yüksel Şenler 'in ülkemize getirdiği ve yeni bir trend olarak genç kızlarımızın önüne sunduğu bir örtü ve örtünme şekli. (bknz. Kaynak) Türbandan önce baş örtüsü vardı. Hani şu annelerimizde, ninelerimizde gördüğümüz baş örtüsü. O zamanlar saçın gözükmemesi bu kadar revaçta değildi. Türban, baş örtüsünün yaşlılarda olur imajını değiştiren ve genç kızlarında örtünmesini sağlayan önemli bir unsurdur o tarihten sonra. Çünkü türban dikkatle incelendiğinde albenisi olan, türbanlı genç kızları baş örtülü bir genç kıza göre çekici kılan, yeni bir imaj vermektedir. Nitekim türbanın yeni bir moda unsuru olarak karşımıza çıktığını da görmekteyiz.
Önerme : Her ne olursa olsun türban ile baş örtüsünde amaç aynıdır. Dini gereği kapanmak.
Çürütme : Türban tarz olarak tamamen Rahibe kıyafetinin aynısıdır. Rahibe kıyafetinin Müslümanlara göre uyarlanmış halidir. Bunu görmek için gözlerinizin olması yeterli. Türban ile Baş Örtüsünün ortak yanı, erkeğin kadının üzerinde kurduğu egemenliğin bir ürünü olmalarıdır sadece. Bunu anlamak içinde çok uzaklara gitmeye gerek yoktur. Kur ’an-ı Kerim ‘in Nur Suresi 31. ayetinin doğru tarafsız mealini okumak anlamamız için yeterli olacaktır. (bknz Kaynak). Nur suresi 31. ayet ’i ; “Söyle inanan kadınlara: Harama bakmaktan sakınsınlar ve cinsel organlarını saklasınlar. Örtülerini Göğüsleri (memeleri) üzerine vursunlar.” Ülkemizde bir çok mealde direkt olarak baş örtüsü ve yakadan bahsedilmektedir (bknz Kaynak), hatta nasıl örtüleceği bile yazılmıştır. Ama tarafsız olarak kelimeler tamamen kendi anlamlarında dilimize çevrildiğinde karşımıza çok farklı bir tablo çıkmaktadır. Yukarıda bu tabloyu gördünüz. Baş örtüsü ve yaka terimleri maalesef Ayet ’in içinde geçmemektedir ve geçiyormuş gibi yorum katılarak sonradan konulmuştur.
Önerme: Her ne olursa olsun türbana inanan kızlarımızın yinede üniversitede okuyamamaları haksızlıktır. Bu demokrasiye, özgürlüklere karşı durmaktır.
Çürütme : Türban konusu, bu konuyu gündemlerine alıp bir sorunmuş gibi halkın önüne sunanlar ve bulundukları yerin laik bir ülkenin meclisi olduğunu unutup ta sadece oy kaygısıyla türbanı siyasete alet edenler yüzünden çoktan demokratiklikten ve özgürlükten çıkmıştır. Eğer, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ’nin, Danıştay ’ın, Yargıtay ’ın, YÖK ’ün, Bir çok sivil toplum kuruluşunun, Milyonlarca insanımızın kararlarına ve fikirlerine rağmen, türbanın siyasi bir simge olduğunun Başbakan tarafından bile kabul edilmesine rağmen, ülkemizin anayasasının değiştirilemez ve hatta değiştirilmesi teklif dahi edilemez maddelerinden biri olan laiklik ilkesinin zedeleneceğine bile aldırmadan, sırf çoğunluğun oylarını ve desteğini arkasına alarak, fakat azınlıklarında haklarının korunmasını emreden demokratik devlet anlayışına da aldırmadan, güç benimdir istediğim gibi yönetirim anlayışıyla bir devletin yasaları değiştirilmeye çalışılıyorsa işte o noktada türbanıyla üniversiteye girmeye çalışan kızlarımızın bunu yapabilmeleri bir kaos olacaktır. Ve buna izin verilemez. Burada anlatmak istediğimi de Mustafa Kemal Atatürk çok güzel anlatmıştır; “Söz konusu vatan ise gerisi teferruattır.”
Önerme : Bu durumda kızlarımız okuyamayacaklardır.
Çürütme : Hayır okuyabileceklerdir. Çok güzelde okumuşlardır. Nitekim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ’ün kızı Kübra Hanım, Bilkent Üniversitesi ’ni bitirmişdir. Başbakan Recep Tayip Erdoğanın kızı Esra Hanım, ABD ’de İndiana Üniversitesi ’nde okumuştur. Milli Görüş Partisi lideri Necmettin Erbakan ’ın kızlarından Elif Hanım, Bilkent Üniversitesi ’ni, Zeynep Hanım ise ODTÜ ’yü bitirmiştir. Enerji bakanı Hilmi Güler ’in kızı Şeyma Hanım da Gazi Üniversitesi Mimarlık bölümünü bitirmiştir. Bu liste böylece devam ediyor. Demek ki neymiş kızlarımız çok güzel okuyabiliyorlarmış. İşte ne yazık ki sorun burada değil. Sorun bu kızlarımızın şuanda ne yapıyor oluşlarında. Evet sorun şu ki bu kızlarımızın hepsi evlendirilmiş ve evlerinde dizlerini kırmış çocuk bakıyorlar. Hiç biri ne yazık ki şuan çalışmıyor. Okuyup, diplomasını ne emeklerle aldıkları mesleklerini yaparak maalesef ülkemize bir katkıda bulunamıyorlar. Çünkü feodal erkek egemen anlayışın hakim olduğu bir ortamda kızlarımızın okumaları da gerçek şu ki para etmiyor.
Önerme : Türkiye sen ne dersen de laik bir devlet olacaktır.
Çürütme : Türkiye bugünden sonra ne yazık ki Laik bir devlet değildir, Türkiye olsa olsa bu günden sonra başına gelenlere ve geleceklere Layık Bir ülke olacaktır…
Devamını okuyun...>>